Unutamadim - 706.tr.gg> </ a> 
 



<br><table width=
   
 
  Romantik Hekayələr

     Unut diyordun ya unuttum işte...
Kaç kez elveda dedim sana hatırlamıyorum.
O kadar veda edip ve yine okadar döndümki sana
ama bu kez tamam.
Unut dediğinde bile bir umudum vardı hala,
çünkü yüreğim seni hissedebiliyordu.
Ama bu gece bu yürek o güzel Yüreği hissedemedi.
Her vedada unut diyordun ya unuttum işte...

Sana gelemem,seni sevemem,
senin olamam diyordunda canımı yakıyordun ya
içleniyordum,sessizce ağlıyordum ya.
Artık yanmıyorum,ağlamıyorum,
kanamıyorum ve acımıyorum.
Okadarki hissizim artık sana karşı
gün ve gün dindi hasretim özlemim.
Ve bu gece işte bu gece bitti herşey
unut diyordun ya unuttum işte...

Bak artık okadar unutmayı başarmışımki;
seni unutmayı bile yazamıyorum.
Ne desem bilmiyorum.
Bir elvedanın arkasına ne denebilirki...
Az çok tanır halini bilirim,
dilerimki artık gözünden yaş süzülmesin
acı kapını çalmasın ve hayat bir an bile
beni sana hatırlatıp üzmesin...
Unut dedin unuttum işte artık gönlün sevinsin...

Cennet çocukları derki
''uyu acını unutursun''şimdi uyumak istiyorum.
Uyumak ve acımı sonsuza dek unutmak istiyorum.
Unut diyordun ya unuttum işte
bugecenin sabahına uyandığımda
artık bir sen olmayacaksın,
ve ben doğacak olan
güneşle yeniden doğacağım hayata seni
tamamen unutacağım ELVEDA...

Bir rüyam vardı yarım kalan unuttum...
Bir sözüm vardı umut kokan unuttum...
Bir deniz vardı sonu hüsran unuttum...
Bir şarkı vardı dilime dolanan unuttum...
Bir yıldız vardı parlayan adını unuttum...

Bir sevdayı anlattılar aklımdaydı unuttum...
Bir gemi vardı sefere çıkacak nereyeydi unuttum..
Bir yabancı vardı nereliydi unuttum...
Bir yalancı vardı ne demişti unuttum...
Bir umut vardı adı neydi unuttum...

Ben bir şeyi değil,bir çok şeyi unuttum.
Ama unuttuğumu bir türlü söyleyemedim.
Unutamadığım bir sevdam vardı,
işte oda bu gece unutulanlar arasına girdi...
Umut bitti,rüya gitti,
o bitmez dediğim sevdam en sonunda bitti..
Unut diyordun ya unuttum işte...

"hoşçakal aşkların en güzeli..."

resimleri

Seni İçimden Terkediyorum...

Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum
Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum

Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
Seni içimden terkediyorum

Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum
Beni hep bulmamak için aradın
Yanılgımdın
Yandığımdın
Yangındın

Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsada
Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
Seni içimden terk ediyorum

Şimdi
İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutamadık yanlızlığımın
Saçlarımıda uzaklarına gömdün

İçimin mavisi senin okyanusundandı
Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
Sana bensizliği terkediyorum

"Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Ne tuaf değil mi?
İçimi acıtanda sendin
Acımı dindirecek olanda
"Ya öldür beni"dedim
Ya da git benden
İçi bulanık bir sevdanın ucunda
Seni kaybettim
Aldırmadın aldırmalarıma
Bir gecede yakıp yârini
Şafaklara sattın ihanetini
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
İşte soluk bir ömrün son nefesi

Benden
İçimden
Terkediyorum


 
Kahraman Tazeoğlu

Güneşimdin,ışık alıyordum..
Mutluluğumdun,mutluydum..
Ama şimdi yoksun...
Kayboldum sensizliğin karanlıklarında.
Bir gün bende kaybolup gideceğim
sensizliğin karanlığında,ebediyen..
Çektiklerim,yüreğimde hissettiğim şu acı son bulacak belki.
O zaman bana dönsende anlamsız olacak herşey,
sadece bir ceset görecek gözlerin.
Ama hayattayım hala ve sunu unutma zorlu sevdam;
yıldızların güneşe olduğu gibi muhtacım
sana....


 
Geçen gün işten eve dönerken,genellikle kitap okuduğum halde
o gün canım kitap okumak istemedi ve bende
camdan dışarı bakmaya başladım, aslında gördüklerim hep aynıydı,
tanıdık evler,tanıdık ağaçlar ve dükkanlar...
sonra birden yoldan gecen araçların içine bakmaya başladım.
Aslında onlarda tanıdıktı aracın içindeki insanlar genellikle 
yola bakıyorlardı ve birden bir şey fark ettim. Y
anımdan geçen araçların içindeki insanların çoğu sadece dışarıya bakıyordu,
şoför koltuğunda oturan adam sola bakarken
yanındaki kadın da sağa bakıyordu, arka koltukta da,
ya çocuk ya da eşyalar oluyordu ve bu insanların yaşları 
orta yaş civarıydı yani evliydiler ya da uzun süredir birlikteydiler, 
diğer taraftan birbirlerine bakarak ve konuşarak
seyahat edenlerin ise ya flört eden ya da nişanlı
belki de yeni evli çiftler olduğu anlaşılıyordu.
İşte o an kafamda bir şimşek çaktı ve o günden sonra 
kitap okumayı bırakıp hep yolda yanımdan geçenlere
bakarak tahmin etmeye çalıştım, kimler evli ya da
uzun süreli beraberlik yaşıyor, kimler daha işin başında.
Lütfen sizde yoldayken bir bakın,
seyahat ederken önüne ya da camdan dışarı bakarak
gidenlerin çoğu evli, ama konuşarak ve birbirlerine bakarak
gidenlerin çoğu bekar ve işin daha çok başında.
O zaman anladım ki, aşkı evlilik öldürmüyor
aşkı uzun süreli beraberlikler ve yaşanan monoton
heyecansız birliktelikler öldürüyor,
işte o zaman kendi beraberliğime dışarıdan bakmaya çalıştım
ve ne gördüm dersiniz. Hayatın akışına kapılmış, evden işe,
işten eve koşuşturan, hayatında yeni hiç bir heyecanı
olmayan ve çok uzun süredir gerçekten dolu dolu sohbet etmeyen,
sadece çocuktan, işten ve sıkıntılardan konuşan,
akşam yemekten sonra televizyon karşısına geçen ve kanepede
(ayrı ayrı kanepelerde) uzanan bir çift gördüm.
O gün kapıldığım dehşeti anlatmam oldukça güç,
bize ne olmuştu, her şeyi unuttuğumuz, beraber olabilmek için
bütün zorluklarına katlandığımız beraberliğimize ne olmuştu? 
Yaşadığımız heyecan nereye gitmişti?
Nasıl bitmişti ve biz farkına varamamıştık?
Sonra çevreme baktım ve diğer çiftlerinde bizim gibi olduğunu gördüm.
İşin komik yanı insanlar bu hale gelirken,
fark etmiyorlardı ve başkasının hayatının bu hale geldiğini anlattığınızda 
"vah vah" diyorlardı, oysa onlarda aynı durumdaydılar,
sadece öyle bir şey yokmuş gibi davranıyorlardı.
Herkes bir başkasının hayatına imrenir, 
İnternet te chatleşerek kaybettiği bu heyecanı bulmaya çalışır
bir hale gelmişti. Birden eşimin de evdeyken çoğu zaman
nete girdiğini fark ettim,ve gördüm ki ben onu ve aynı şekilde
o beni sadece eşi olarak görmeye başlamıştı,
işte o gün bu gidişe bir dur demeye karar verdim. 
Ama ne yapabilirdim, bununla ilgili dergilerde
pek çok yazı olduğunu fark ettim,
itiraf etmeliyim yapılan önerilerin pek çoğu uygulamada 
problem olan maddelerdi, ayrıca onları yaparsam başkasının
elbisesini giymiş gibi olacaktım,ben kendi çözümlerimi
bulmak istiyordum. Onlarında verdiği öğütleri baz alarak,
oturdum ve kendimce bir acil durum planı çıkardım ve uygulamaya başladım.
Öncelikle eşimle birlikte çocuğumuz olmadan baş başa yemeğe çıktık,
itiraf ediyorum ilk denememiz biraz zor oldu,
çünkü eskisi gibi konuşacak konu bolluğu yoktu,
işten güçten ve çocuktan bahsetmemeye karar vermiştik,
evde daha az tv seyretmeye onun yerine müzik eşliğinde
sohbetler yapmaya başladık ve en önemlisi birbirimize karşı
çok açık olduk, sohbetten sıkılan bunu diğerini kırmadan söylüyordu,
aramızda zorlama olmamasına dikkat ettik.
Baş başa sinemaya gittik ve bunu yıllar sonra yaptığımızı fark ettik,
birbirimize telefondan mesajlar çektik,
içimizden geldiği an ve geldiği gibi olmasına özen gösterdik
ve birbirimiz için kendimize özen gösterdik, 
hafta sonları ben eşofmanlarımı üzerimden çıkardım,
daha özenli giyindim, tıpkı flört ederken
eşimin beni ziyarete geldiği günlerdeki gibi,
eşimde hafta sonları tıraş oldu, daha özenli giyindi,
deniz kıyısında hafta sonu yürüyüşleri yaptık,
pamuk helva yedik ve sohbet ettik. Kısacası,
eşimi sadece eşim olarak değil,
sevdiğimiz insan olarak görmeyi ve onu yeniden sevmeyi öğrendim,
bu gün ondan bir gün ayrı kalsam, eşimi yeniden özlüyorum,
onunla küçük kaçamaklar yapmayı
dört gözle bekliyorum ve artık eşim internette
chat yapacaksa benimde yanında olmamı istiyor ve nete çok daha az giriyor .
Bunları niye yazdığıma gelince, hiç bir şey için geç olmadığını düşünüyorum,
birlikte olduğumuz kişinin değerini onu kaybetmeden f
ark etmeliyiz diye düşünüyorum ve kendimizi hayatın akışına
kaptırıp sevdiklerimizi ihmal etmeyelim.
ÖLÜMSÜZ AŞK
Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu.
Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi.
Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş,
para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil,
kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu.
Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden.
Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti.
Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. 
Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var.
Sana sadece onu verebilirim, demişti.           



NeDeN?

Neden seven yüreğinde ateşlerle yanarken..
Giden zalimin sızlamaz yüreği...

Seven çaresizce kıvranarak beklerken..
Yüreği taştan yapılmış zalimin ağlamaz gözleri..

Hergün sorarım kendime neden neden..
Neden Allah'ım neden yarattın o zalimi..

Ne sevecek bir kalp ne sızlayacak bir yürek..
Kör olmuş gözleri görmeyecek kadar çektiklerimi..

Sorarım kendi kendime neden yarattı Rabbim beni..
Dünyanın çilesini çekmek için mi..

Kalpsiz bir zalimin arkasından yanmak için mi.
Dinsin artık yüreğimi yakan kavuran ateş diye..

Yalvarırım gece gündüz Rabbim'e..
Neden olmaz dualarım kabul isyan ederim..

Hala neden beni acılarla bırakıp giden zalimi beklerim..
Yok çaresi artık yanan yüreğimin ağlayan gözlerimin...

Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki.
Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu.
Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını.
Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu.
Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı.
Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.
Bu düşünceler arasında uykuya daldı.

Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi.
” Müjde kızım,kalp bulundu ” dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, 
sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan…

Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı.
İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti.
Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı.
Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.

Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu.
Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.

Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti.
Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. 
Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi
hep. Birden kapı çaldı.
Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı.
Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu.
Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu
titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
” Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim.
Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri,
bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden
ne birini sevdim ne de evlendim.
Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım,
hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım.
Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım.
Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip
kendime daha fazla haksızlık edemezdim.
Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim.
Ama şimdi seni daha çok özlüyorum.
Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor
yanaklarına öpücükler konduruyorum,
sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum
ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun.
Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. 
Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma
içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık.
Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak.
Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal…”



UĞRUNDA KOŞTUĞUM BU YOLLAR

Hatırlarmısın bilmiyorum..
Ben hatırladıkça, gözlerime perdeler inmeye başlıyor.
Adeta kendimi kaybediyorum yokluğunda. Bazen tüm işimi bırakıp yollara düşmek,
yanına gelmek ve sıkıca sana sarılmak istiyorum. Ama bir şeyler dur! diyor bana.
Korkuyorum bazen, ağlamak istiyor gözlerim sen yoksun ya.
Sancılarım başladı bu gece, bir kez daha ölüyorum sandım.
Senden uzakta, senden habersiz, sebepsizce yok oluyordum.
Hatıralar geldi bir an gözümün önüne ve hiç bu kadar
mutlu olduğumu hatırlayamaz hale geldim.
Meğersem ne kadar mutluymuşuz seninle, sen yanımdayken.
Şimdi ellerdesin, bilmiyorum belki ismimi bile hatırlamıyorsundur.
Korkuyorum canım, korkuyorum sensiz yaşamaktan.
Hatırlarmısın, küçücük bir oyuncak ayın vardı. Onsuz uyuyamazdın.
Daha sonra ben çıktım karşına, bensiz uyuyamaz oldun.
Sende beni o oyuncak gibi sandın.
Benimle adeta dalga geçermişçesine oynadın.
Şimdi yokluğuna bir kez daha yudumluyorum içkimden.
Ama serserice sarhoş olup da seni mezem diye kullanmak yerine,
seviyorum diye haykırmak, içimdeki tüm nefreti boşaltmak için, içiyorum.
Günler geçtikçe ben bir kez daha, bir kez daha kendimi kaybediyorum.
Yokluğun o kadar çok acı veriyor ki bana,
inan sensiz yaşamayı kendime yediremiyorum bir türlü.
Bugün hiç ağlamadığım kadar çok ağlamaya başladım.
Doğum günüm ve sen yoksun. Sadece sözler anlatıyor doğduğumu,
büyüdüğümü, iyi ki var oluşumu. Ama gözler anlatamıyor.
Yaşıyor muyum yoksa ölümü. Kayboldum artık bu bilinmez şehirde.
Sen yoksun ya, taktım kafama sensiz yapamıyorum birtanem.
Sen istemesen bile, beni yanına almasan dahi,
koşup sana geliyorum, sana. Sadece ağladığım,
içtiğim, sensiz geçirdiğim günlerin inadına bıraktım bütün işlerimi
bıraktım bütün acı ve kederlerimi senin yanına gelebilmek için
yollara düştüm delicesine. Sana koşuyorum birtanem, sana.
Duy beni, duy ki sana haykırışlarımı dinle.
Seviyorum diye haykırışlarıma kulak ver.
Bir nebze dahi olsa beni anla birtanem. Ben yaşamayı seninle öğrendim,
seninle unutmak istiyorum. Bu yollar hiç bitmeyecek biliyorum
ama sana koşa koşa geliyorum.
Senin aşkın bir oyuncak bebekle bittiyse eğer bende yolunda ölmeye,
gözlerimi seyahat defterime yazmaya,
yazıp da hiç bir zaman karalamamak uğruna,
yolunda gerçekten senin için ölmeye koşuyorum.
Günlerden hangi gün unutur oldum.
Kolumda sadece eski bir saat ve zaman 12:00 olmuş.
Farkında değilim. Bir tek araba dahi dursa yanı başımda hayır!
Hayır! Diyorum binmek istemiyorum, onun uğruna yollarda ölmek varken,
kolay yolu seçip gitmek istemiyorum. Senin için bunca yolu koşuyorum.
Sana söylediğim gibi birtanem yollar bitmez senin uğrundaysa.
Aşk uğrunda ölmekse eğer ben senin yolunda ölmeye razıyım.
Senin için yaşadıysam, senin içinde o toprak parçalarının
altında yaşamaya razıyım. Yollarım bitmek, tükenmek bilmez,
gözlerimden akan bir damla olsun yaş, dinmez.
Kaybolsam da senin yolunda bu yürek asla senden vazgeçmez.
İnat etme sevdiğim. Bir kez anla beni ne olursun.
Bir kez sarıl bana hissedeyim seni kollarımda ve ölürcesine senin olayım.
Yaşamak ölmek demektir bence. Ben seni sevdim yollarında ölürcesine.
Şimdi gözlerini kapat, ben sana bu hikâyemde son sözlerimi paylaşıyorum.
Son kez çıktığım bu yolda sensiz seyahat ediyor gibi ölüme gidiyorum.
Yokluğunda çektiğim acılar bir bir geride kalıyor.
Bir bir atıyorum o acıları bedenimden.
Her adım atışımda bir acı gidiyor bedenimden ve bir gülümseme geliyor
bu masum yüzümden. Sen, sadece seni yazdım
satırlarıma ve asla senden vazgeçemedim. Vazgeçmek nedir?
Bunu sen bana öğretmedin. Sen bana sevmeyi öğrettin.
Keşke bende sana öğretebilseydim de sen gitmeseydin başka ellere.
Şimdi sana gitmeden önce şunu söyleyecektim.
Ama sen erken davranıp herşeyimle beni yıktın.
Yaktın tüm gemilerimi bir anda yıkıldım.
Korktum sensizlikten, korktum yalnızlıktan ve sensiz yaşamaktan.
Şimdi sana elveda ediyorum.
Son nefesimde bir sigara yakıp uğranda koştuğum bu yolda,
senin yolunda ölüyorum birtanem. Senin uğruna seçtiğim bu yolda ölüyorum..

Günlük Burç
 
Günlük Burç
Unutma,Unutdurma !
 
Saat
Son Dakika Haberleri
 
Sitene Ekle
UNUTAMADIM-706.TR.GG
 

Web'te Türkçe

 
Bugün 2 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı!
Ekle
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol